Bahrü’l-Evzân
16. asrın ortalarında vefat eden Lem‘î’nin günümüze kalan eserleri aruz ve kafiye risaleleri ile az sayıdaki manzumeden ibarettir. Çalışmanın konusu olan aruz risalesinin o döneme kadar bu sahada yazılmış Türkçe eserlerin en ayrıntılısı olduğu görülmektedir. Şehzade Mehmed’e sunduğu bu eserinde Lem‘î, aruz terimlerinin tarif ve izahlarını çağdaşlarına ve kendisinden önceki müelliflere göre daha geniş bir şekilde ele almıştır. Bu bakımdan eser, Türkçe aruz literatürü içinde ayrı bir kıymeti haizdir. Bu önemine rağmen eser, günümüze kadar yayımlanmamıştır. Bu eksiği telafi etmek maksadıyla hazırlanan bu çalışmanın ilk bölümünde aruz vezninden ve Lem‘î Çelebi’nin risalesine kadar aruza dair yazılan eserlerden söz edilmiştir. İkinci bölümde ise Lem‘î Çelebi’nin hayatı, mevcut kaynaklardan istifade edilerek geniş bir şekilde ele alınmış, elimizde bulunan şiirleri kaydedilmiş, kafiye risalesi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Bahrü’l-Evzân incelenmiştir. Burada eserin muhtevası üzerinde durulmuş, ayrıca bu tür aruza dair eserlerde zikredilen vezinlerin pratikte kullanılan vezinlerle ne ölçüde örtüştüğü konusu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise eserin metnine yer verilmiştir. Kitabın sonuna metin için esas alınan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi, 310 numarada kayıtlı nüshanın tıpkıbasımı da eklenmiştir. 16. asrın ortalarında vefat eden Lem‘î’nin günümüze kalan eserleri aruz ve kafiye risaleleri ile az sayıdaki manzumeden ibarettir. Çalışmanın konusu olan aruz risalesinin o döneme kadar bu sahada yazılmış Türkçe eserlerin en ayrıntılısı olduğu görülmektedir. Şehzade Mehmed’e sunduğu bu eserinde Lem‘î, aruz terimlerinin tarif ve izahlarını çağdaşlarına ve kendisinden önceki müelliflere göre daha geniş bir şekilde ele almıştır. Bu bakımdan eser, Türkçe aruz literatürü içinde ayrı bir kıymeti haizdir. Bu önemine rağmen eser, günümüze kadar yayımlanmamıştır. Bu eksiği telafi etmek maksadıyla hazırlanan bu çalışmanın ilk bölümünde aruz vezninden ve Lem‘î Çelebi’nin risalesine kadar aruza dair yazılan eserlerden söz edilmiştir. İkinci bölümde ise Lem‘î Çelebi’nin hayatı, mevcut kaynaklardan istifade edilerek geniş bir şekilde ele alınmış, elimizde bulunan şiirleri kaydedilmiş, kafiye risalesi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Bahrü’l-Evzân incelenmiştir. Burada eserin muhtevası üzerinde durulmuş, ayrıca bu tür aruza dair eserlerde zikredilen vezinlerin pratikte kullanılan vezinlerle ne ölçüde örtüştüğü konusu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise eserin metnine yer verilmiştir. Kitabın sonuna metin için esas alınan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi, 310 numarada kayıtlı nüshanın tıpkıbasımı da eklenmiştir.