TÜBA’dan Yapay Zekâ Hukuku Alanında Öncü Yayın
TÜBA, yapay zekâ ile hukuk ilişkisini sistematik biçimde ele alan Yapay Zekâ Hukuku adlı eseri yayımladı. Editörlüğünü Doç. Dr. Sinan Okur’un üstlendiği kitap, Türkçe ve İngilizce iki cilt hâlinde hazırlanarak ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katkılarını bir araya getirdi.
Yapay zekânın teknik bir konu olduğu varsayımını dışlayan, toplumu, ekonomiyi ve hukukun tüm alanlarını dönüştüren bir güç olduğu gerçeğinden hareketle konu ele alan eser, yaşanması muhtemel hukuki sorunları önceden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Bu yönüyle çalışma, “kriz sonrası çözüm” yerine “önleyici düşünme” yaklaşımını merkeze alıyor.
Yapay zekâ farklı perspektiflerden ele alınıyor
Eserde ‘yapay zekâ hukuku’ kavramının kapsamı ve sınırları sistematik biçimde ele alınırken, kavramın Türk hukuk literatüründeki yeri kuramsal zeminde tartışılıyor. Türkçe ciltte yapay zekâ sistemlerinin tanımı, düzenleme ihtiyacının dayanakları, bankacılık ve kişisel verilerin korunması, sözleşmeler hukuku ve ceza hukuku bağlamındaki sorunlar ile telif hukuku tartışmaları inceleniyor. Ayrıca disiplinler arası bir perspektif sunmak amacıyla İslam hukukuna ilişkin değerlendirmelere de yer veriliyor. İngilizce ciltte ise yapay zekâya kişilik tanınması tartışmaları, sigorta hukuku boyutu, yargı faaliyetlerinde yapay zekâ kullanımı ve Avrupa Birliği düzenlemeleri çerçevesinde sertifikasyon yükümlülükleri gibi karşılaştırmalı konular ele alınıyor. Telif hukuku, her iki ciltte de öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Detaylı bir bilimsel denetimden geçirilen çalışmada Türkiye’den katkı sunan akademisyenler, yapay zekâ hukuku alanında doğrudan akademik üretimi bulunan isimler arasından belirlendi. Avrupa’nın farklı ülkelerinden, yapay zekâ–sigorta hukuku, sorumluluk hukuku ve ceza hukuku gibi alanlarda uzmanlaşmış araştırmacıların da katkıları ile çalışma, uluslararası akademik işbirliği niteliği taşıyor.
Hukuk dengeleyici bir çerçeve oluşturmalı
Eserle ilgili konuşan editör Doç. Dr. Sinan Okur “Yapay zekâ karşısında hukukun iki ihtimali bulunuyor: ya belirsizlik yaratan ve gelişimi yavaşlatan bir rol üstlenmek ya da riskleri yönetirken yeniliği teşvik eden dengeleyici bir çerçeve oluşturmak. Yapay Zekâ Hukuku, ikinci yaklaşımı savunuyor ve hukukun pasif değil yön veren bir aktör olması gerektiğini vurguluyor.” dedi. Türkiye’de bu kapsamda, uluslararası akademisyenlerin katkı sunduğu ve iki dilli olarak yayımlanan benzer bir çalışmanın bulunmadığı belirten Okur, eserin ‘yapay zekâ hukuku’ kavramını Türk hukuk literatüründe sistematik biçimde inşa etmeye yönelmesi bakımından öncü bir adım olarak değerlendirdi. Bu yönüyle Yapay Zekâ Hukuku’nun yalnızca bugünün tartışmalarına değil, önümüzdeki yıllarda şekillenecek hukuk politikalarına da referans olma iddiası taşıdığını söyledi.