TÜBA’dan “Tek Millet, İki Devlet” Anlayışına Akademik Yaklaşım

TÜBA’dan “Tek Millet, İki Devlet” Anlayışına Akademik Yaklaşım

TÜBA, uluslararası ilişkiler alanında önemli bir boşluğu dolduran “Azerbaijan and Türkiye in World Politics” adlı eseri yayımladı. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri çok disiplinli bir yaklaşımla ele alan çalışma, iki ülkenin küresel sistemdeki konumunu tarihsel, kültürel, siyasal ve stratejik boyutlarıyla kapsamlı biçimde inceliyor. TÜBA ile Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi iş birliğinde yayımlanan eser, iki ülke arasındaki akademik dayanışmayı yine ve yeniden inşa ediyor.

30 akademisyenin katkılarıyla hazırlanan ve 25 bölümden oluşan eser, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini geniş bir çerçevede ele alıyor. Kitapta tarihsel arka plan, kimlik inşası, liderlik, uluslararası sistemde konumlanma, güvenlik politikaları ve bölgesel iş birlikleri gibi konular derinlemesine inceleniyor.

Çalışmada ayrıca enerji güvenliği, Orta Koridor projeleri, Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü ve kültürel diplomasi gibi başlıklar üzerinden iki ülkenin bölgesel ve küresel etkisi değerlendiriliyor. Bu yönüyle eser, yalnızca akademik bir inceleme değil, aynı zamanda değişen dünya düzeninde Türkiye-Azerbaycan ortaklığının nasıl şekillendiğini ortaya koyan kapsamlı bir analiz niteliği taşıyor.

Başkan Şeker: “Bilimsel iş birliği barış ve istikrarın anahtarıdır.”
TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, eserin önsözünde TÜBA’nın bilimsel üretim ve uluslararası iş birliğini önceleyen yaklaşımına dikkat çekerek, bu çalışmanın söz konusu vizyonun güçlü bir yansıması olduğunu ifade etti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin ortak tarih, kültür ve entelektüel miras temelinde şekillendiğini belirten Prof. Şeker, bu bağların sıradan bir iş birliğinin ötesine geçtiğini vurguladı.

Başkan Şeker, “tek millet, iki devlet” anlayışının yalnızca bir söylem olmadığını, akademik olarak da derinlemesine ele alınması gereken bir kavram olduğunu belirterek, TÜBA Uluslararası İlişkiler Çalışma Grubu’nun bu çerçevede önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde bilimsel kurumlar arasındaki iş birliğinin kritik önem taşıdığına işaret etti. TÜBA’nın bu doğrultuda uluslararası akademik ilişkileri güçlendirmeye kararlı olduğunu dile getirdi.

Eserin önemine değinen Akademi Başkanı, çalışmanın yalnızca mevcut durumu analiz etmekle kalmadığını, aynı zamanda geleceğe yönelik bir perspektif sunduğunu belirterek, “Bu eser, paylaşılan değerler ve bilimsel titizlik temelinde şekillenen iş birliklerinin diğer bölgeler için de model olabileceğini ortaya koymaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Habibbeyli: “İlişkiler müttefiklik düzeyine ulaşmıştır.”
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkanı Akademisyen İsa Habibbeyli ise değerlendirmesinde, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarih boyunca kardeşlik temelinde geliştiğini ifade etti. Bu ilişkilerin özellikle bağımsızlık sonrasında yeni bir aşamaya taşındığını vurgulayan Habibbeyli, Haydar Aliyev’in ortaya koyduğu “tek millet, iki devlet” anlayışının stratejik bir çerçeveye dönüştüğünü belirtti.

Habibbeyli, iki ülkenin uluslararası platformlarda sergilediği ortak tutumun küresel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, Azerbaycan ile Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası düzeyde giderek daha güçlü bir iş birliği sergilediğini söyledi. Bu sürecin Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Habibbeyli, söz konusu eserin bu güçlü ortaklığın bilimsel bir ürünü olduğunu vurguladı.

Habibbeyli, çalışmanın iki ülke arasındaki köklü ilişkileri daha da pekiştireceğine inandığını vurguladı ve eserin ortaya çıkmasına katkı sunan tüm bilim insanlarına teşekkür etti.

Çok boyutlu analiz vurgusu
Eserin editörleri Prof. Dr. Şener Aktürk ve Prof. Dr. Ali Balcı, önsözde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin sıradan ikili ilişkilerle açıklanamayacak kadar derin ve çok katmanlı olduğunu değerlendirdi. İki ülkenin modern devletleşme süreçlerinin iç içe geliştiğine dikkat çeken Prof. Aktürk ve Prof. Balcı, özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ilişkilerin yeniden ivme kazandığını ve zamanla çok boyutlu bir ittifak düzeyine ulaştığının altını çizdi.

Günümüz uluslararası sisteminin çok kutuplu bir yapıya evrildiğine dikkat çekerek, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ortaklığın bu yeni düzende istikrar üreten bir güç haline geldiğini belirtti. Çalışmanın, bu ilişkiyi yalnızca duygusal bağlar üzerinden değil; stratejik, kurumsal ve jeopolitik dinamikler üzerinden analiz etmesinin önemine işaret etti.