Ders Alınmazsa Maliyet Artar
TÜBA, bilimsel araştırmaları teşvik etmek, bilimsel düşüncenin toplumda yaygınlaşmasına katkı sağlamak ve ülkenin bilim politikalarına yön verecek stratejik değerlendirmeler geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Akademi tarafından programlanan ve iki gün sürecek “Afetler ve Alınabilecek Önlemler Çalıştayı”, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ev sahipliğinde başladı.
Çalıştayda ele alınan başlıkların, daha güvenli ve dirençli bir toplum inşasına katkı sunması hedefleniyor. Toplam altı oturumdan oluşan çalıştayda, Türkiye’nin afetlere karşı dirençliliğini artırmaya yönelik bilim temelli yaklaşımlar, disiplinlerarası bakış açısıyla ele alınıyor.
Daha Dirençli Bir Toplum İçin Ortak Akıl
İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen konuşmasında, afetlerle mücadelede yalnızca teknik ve idari tedbirlerin değil, toplumsal değerlerin ve karakterin de belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’nin sahip olduğu güçlü değerler sisteminin doğru şekilde inşa edilmesi gerektiğini belirten Gözen, sağlam bir karakter yapısının bireyleri hatalı uygulamalardan uzak tutacağını ifade etti.
Gözen, geçmiş afetlerden ders çıkaran toplumların daha dirençli hale geldiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin de aynı bilinçle hareket etmesi gerektiğini söyledi. İstanbul’da afet risk azaltma ve müdahale planları kapsamında tüm kurumların katılımıyla kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirten Gözen, toplumun her kesiminde afet gönüllülüğünün yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. Afetlere karşı hazırlığın yalnızca devletin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Gözen, yanlışlara karşı “dur” diyebilen bir toplumsal bilinç inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Fiziksel Depremin Yanında Ahlaki Depremi de Konuşmalıyız
Çalıştayın açılışında konuşan TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, afetlerin yalnızca fiziksel boyutlarıyla değil, toplumsal ve etik yönleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şeker, özellikle 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından TÜBA tarafından hazırlanan raporlarda “ahlaki deprem” kavramına dikkat çekildiğini belirterek, fiziksel hasarın tamamen önlenemese de etkilerinin azaltılabileceğini; ancak denetimsizlik, ihmaller ve etik dışı uygulamaların felaketlerin yıkıcılığını katlayarak artırdığını ifade etti. Kolon kesilmesi, yetersiz malzeme kullanımı ve hatalı temel uygulamalarının yalnızca teknik değil aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir sorun olduğunu dile getiren Şeker, afetlerle mücadelede farkındalığın ve sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Afetlerin depremle sınırlı olmadığını, iklim değişikliğiyle birlikte orman yangınları ve sel felaketlerinin de ciddi tehdit oluşturduğunu kaydeden Şeker, bu süreçlerin biyoçeşitlilikten tarıma, gıdadan toplumsal yaşama kadar geniş bir etki alanı bulunduğunu belirtti.
Ders Çıkarmazsak Maliyet Azalmaz
Şeker: “Bu yapılar toplumların hafızasını temsil ediyor. Gelecek nesillere aktarılması ise bizim ortak sorumluluğumuz. 6 Şubat Depreminden hemen sonra bölgeye yaptığınız ziyarette saha incelemelerine de katıldık. Bu incelemelerde üniversite kampüslerinin afet anlarında barınma, lojistik ve koordinasyon açısından kritik işlev gördüğüne şahit olduk. Kampüslerin altyapı olanakları sayesinde vatandaşlar için güvenli sığınma alanları kampüsler oldu ve kriz merkezlerinin çoğunlukla bu alanlarda kurgulandığına şahit olduk. Bu durum akademinin farklı boyutlarda da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Afetlerin ardından çıkarılması gereken derslerin hayati önemde olduğunu biliyoruz ve buna ilişkin çok sayıda çalışma yaptık, rapor oluşturduk, ilgili kurumlarla ve kamuoyuyla paylaştık. Elbette üstesinden gelinmesi oldukça güç olan bir deneyimdi. Milletimizin kenetlenmesi ve dirayetli yönetim ile başarılı bir şekilde bu deneyimi geride bıraktık. Ama benzer hataların tekrarlanmaması için atılması gereken adımlara özel olarak odaklanmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde kayıplar ve maliyetler artmaya devam edecektir. Akademisyenlere bu hususta önemli sorumluluk düşüyor. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının eğitiminde bu hassasiyetlerin daha güçlü şekilde yer almasına ihtiyaç var” dedi.
Şeker ayrıca, 2026 yılında ABD’de düzenlenecek G20 Zirvesi kapsamında Science20 platformunda doğal afetler başlığının ele alınacağını belirterek, Türkiye’nin deneyimlerinin uluslararası düzeyde paylaşılacağını ve bu doğrultuda hazırlıkların sürdüğünü kaydetti.
Afet Yönetiminde Odak Müdahaleden Risk Azaltmaya Kaymalı
Çalıştayda konuşan TÜBA Asli Üyesi ve TÜBA-Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, Türkiye’nin çoklu afet risklerinin kesişim noktasında yer aldığını belirterek, afet yönetiminde temel dönüşümün “müdahale odaklı” yaklaşımdan “risk azaltma ve önleme odaklı” yaklaşıma geçiş olduğunu vurguladı. Marmara Bölgesi’nde beklenen deprem başta olmak üzere sismik risklere dikkat çeken Aydın, zemin özellikleri, yapı kalitesi ve imar mevzuatı arasındaki ilişkinin hayati bir bütün oluşturduğunu ifade etti. İklim değişikliği kaynaklı sel, kuraklık ve aşırı hava olaylarının da giderek arttığını belirten Aydın, afetlerin yalnızca jeolojik değil çok katmanlı riskler içerdiğini söyledi.
YTÜ’nün Afet Çalışmaları ve Teknolojik Çözümleri
YTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya ise üniversitenin afetler alanında hem akademik hem de teknolojik kapasitesiyle kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Afet risklerinin azaltılması, yönetimi ve afet teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çok disiplinli araştırmalar, saha tespitleri ve hasar analizleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Karakaya; özellikle 6 Şubat depremleri sonrası saha çalışmalarının yoğunlaştığını, geçici barınma sistemleri, altyapı yönetimi ve yapay zekâ tabanlı karar destek araçları geliştirdiklerini söyledi. Yıldız Teknopark bünyesinde erken uyarı sistemleri, yapay zekâ destekli hasar tespiti, İHA tabanlı iletişim altyapıları ve sensör tabanlı yapı izleme teknolojileri gibi yenilikçi çözümlerin geliştirildiğini belirten Karakaya, afetlere hazırlıkta teknoloji ve eğitimin birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguladı.