Başkan Şeker’den Balıkesir Üniversitesi’nde Akademik Yıl Açılış Dersi

Başkan Şeker’den Balıkesir Üniversitesi’nde Akademik Yıl Açılış Dersi

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Balıkesir Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde verdiği açılış dersinde, yapay zekânın bilimsel araştırmalardan eğitim-öğretime, akademik etik ve yayıncılıktan bilim yönetişimine kadar üniversitelerin bütün alanlarını dönüştüren bir süreç olduğunu belirterek, bu dönüşümün insanın sorgulama, doğrulama ve sorumluluk üstlenme kapasitesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Törende açılış dersini veren Başkan Şeker, “Akademik Çalışmalar ve Yapay Zekâ” başlıklı konuşmasında yapay zekânın akademik dünyaya etkilerini farklı boyutlarıyla ele aldı. Balıkesir Üniversitesi’nin yeni akademik yılının hayırlı olmasını dileyerek konuşmasına başladı; üniversitelerin eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yanı sıra topluma fayda üretme misyonuna dikkat çekti. Yapay zekânın önümüzdeki dönemde akademik hayatın en kritik gündemlerinden biri olacağını belirten Şeker, teknolojinin yalnızca bir araç olarak değil, bilimsel üretim süreçlerini yeniden şekillendiren sosyo-teknik bir dönüşüm olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Yapay zekâ, bilimin üretim biçimini değiştiriyor”
Yapay zekânın akademik araştırmalarda literatür taramasından hipotez geliştirmeye, veri analizinden hakem değerlendirmesine ve bilimsel yayıncılığa kadar geniş bir alanda kullanılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Şeker, bu dönüşümün araştırmacılara önemli imkânlar sunduğunu kaydetti. Özellikle büyük miktarda verinin kısa sürede işlenebilmesinin bilimsel araştırmalar açısından yeni olanaklar ortaya çıkardığını ifade eden Şeker; protein yapılarının tahmini, malzeme bilimi, ilaç keşfi, meteoroloji ve iklim biliminden tarımsal verim öngörülerine kadar pek çok alanda yapay zekânın araştırma süreçlerini hızlandırdığını söyledi. Bununla birlikte yapay zekânın ürettiği sonuçların bilimsel bilgi olarak kabul edilebilmesi için doğrulanabilirlik ve açıklanabilirliğin temel ölçütler olduğunu vurgulayan Şeker, “Yüksek doğrulukla tahmin üreten bir sistem, tek başına bilim yapmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

 “Yapay zekâ araştırmacının yardımcısıdır; sorumlusu değildir”
Konuşmasında akademik etik konusuna özel bir bölüm ayıran Prof. Dr. Şeker, yapay zekâ kullanımında insan sorumluluğunun ortadan kalkmadığının altını çizdi. Yapay zekâ araçlarının araştırmacıya yardımcı olabileceğini ancak araştırmacının yerine geçemeyeceğini belirten Şeker, bilimsel bir çalışmadaki her cümlenin, verinin ve kaynağın sorumluluğunun insana ait olduğunu vurguladı. Var olmayan kaynaklara yapılan atıfların, üretilmiş verilerin ve akademik değerlendirme süreçlerinin bütünüyle makinelere bırakılmasının bilimsel güvenilirliği zedeleyebileceğine dikkat çekti.

Şeker, yapay zekânın eğitim alanındaki kullanımının da ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin yeniden düşünülmesini gerekli kıldığını belirterek, öğrencinin yalnızca ortaya koyduğu ürünün değil, o ürüne ulaşırken izlediği akıl yürütme sürecinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda sözlü savunma, saha çalışması ve laboratuvar uygulamalarının öneminin arttığını ifade eden Şeker, yapay zekâ kullanımının şeffaf biçimde beyan edilmesinin akademik dürüstlüğün bir unsuru hâline gelmesi gerektiğini kaydetti.

“Bilgiye erişimin kolaylaştığı çağda hocanın rolü değişiyor”
Yapay zekâ çağında öğretim üyelerinin rolünün de yeniden şekillendiğini belirten Prof. Dr. Şeker, bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla birlikte akademisyenin temel işlevinin yalnızca bilgi aktarmak olmaktan çıktığını söyledi. Öğrencilere hangi bilginin güvenilir olduğunu, bir iddianın nasıl sınanacağını ve hataların nasıl fark edileceğini öğretmenin daha da önemli hâle geldiğini belirten Şeker, güçlü bir yöntem eğitiminin ve usta-çırak ilişkisinin önemini vurguladı.

Yapay zekâ yönetişiminin de giderek geliştiğine değinen Şeker, üniversitelerin araştırma etiği kurulları, yayın kurulları ve lisansüstü programları aracılığıyla bu alandaki yeni ilkeleri kendi işleyişlerine taşımalarının önemine dikkat çekti.

TÜBA’nın yapay zekâ çalışmalarını anlattı
Prof. Dr. Şeker, konuşmasında TÜBA’nın yapay zekâ alanındaki çalışmalarına da değindi. Geçtiğimiz yıl Bakü’de Türk Dünyası’nın ilk Uluslararası Yapay Zekâ Etiği Konferansı’nın düzenlendiğini hatırlatan Şeker, TÜBA tarafından yayımlanan “Yapay Zekâ Hukuku ve Hukukta Dijitalleşme” kitabı ile Asya Bilim Akademileri ve Toplulukları Birliği (The Association of Academies and Societies of Sciences in Asia –AASSA)   iş birliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Yükseköğretimde Yapay Zekâ Sempozyumu”na ilişkin bilgiler verdi.

Prof. Şeker ayrıca TÜBA Bilim ve Düşünce Dizisi’nin 71. kitabı olarak yayımlanan “Yapay Zekâ ve Millî Teknoloji Üzerine Yansımalar” eserinin, bilgisayar bilimlerinden hukuka, savunmadan eğitime ve felsefeye uzanan farklı disiplinlerden 38 yazarın katkısıyla hazırlandığını belirtti. TÜBA’nın genç bilim insanlarını desteklemeye yönelik GEBİP ve TESEP ödüllerine de değinen Şeker, genç araştırmacıları Akademinin destek ve iş birliği imkânlarından yararlanmaya davet etti.

“Doğru soruyu sorabilmek daha da kıymetli hâle geliyor”
Konuşmasının son bölümünde öğrencilere seslenen Prof. Dr. Şeker, üniversite hayatlarının tamamını yapay zekâ ile birlikte geçirecek ilk neslin üniversite öğrencileri olduğunu belirtti. Öğrencilere üç temel mesaj veren Şeker, yapay zekânın düşünme sürecinin yerine geçmesine izin verilmemesi, derin alan bilgisinin korunması ve soru sorma yeteneğinden vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ çağında öğrencilerin önce kendi mesleki ve bilimsel alanlarında derinleşmeleri gerektiğini belirten Şeker, mühendislikten hekimliğe, veterinerlikten hukuk ve öğretmenliğe kadar farklı disiplinlerde alan bilgisinin yapay zekâ yetkinliğiyle birlikte geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

“Cevapların bu denli ucuzladığı bir çağda kıymetli olan, doğru soruyu sorabilmektir.” diyen Şeker, bilimin ilerlemesinde soru sorma ve sorgulama kültürünün belirleyici olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Şeker, teknolojik gelişmelerin bazı mesleklerin içeriğini değiştireceğini ancak insanların merak, sabır, dürüstlük, empati ve sorumluluk gibi özelliklerinin değerini kaybetmeyeceğini belirterek konuşmasını tamamladı.

İlgili Fotoğraflar