Başkan Şeker “Kültürel mirasa erişim hâlâ eşit değil”

Başkan Şeker “Kültürel mirasa erişim hâlâ eşit değil”

Erasmus+ programı kapsamında Türkiye Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen “Uluslararası Kültürel Miras Sektöründe iNCLUSION Konferansı” TÜBA koordinasyonunda Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferans, kültürel miras alanında kapsayıcılık ve erişilebilirliği akademik, teknolojik ve politik boyutlarıyla ele aldı.

Konferansın açılışını Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ve TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker yaptı.

Kültürel miras herkes ulaşabildiğinde kapsayıcı olur
Başkan Şeker konuşmasında, kültürel mirasın korunmasının ancak herkes için erişilebilir kılınmasıyla mümkün olabileceğini belirterek, iNCLUSION Konferansı’nın bu anlayışı uluslararası ölçekte tartışmaya açan güçlü bir platform sunduğunu ifade etti. Başkan Şeker, kültürel mirasa erişimin hâlen herkes için eşit olmadığını belirterek, özel gereksinimli bireyler, yaşlılar, nörolojik farklılıkları olan kişiler, göçmenler ve sosyal açıdan dezavantajlı grupların kültürel mirasa erişimde fiziksel, duyusal, bilişsel ve dijital engellerle karşılaştığını ifade etti. Kültürel mirasın ancak toplumun tüm kesimleri tarafından erişilebilir, anlaşılabilir ve deneyimlenebilir olduğunda canlı ve sürdürülebilir olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Şeker, aksi halde kültürel mirasın kapsayıcı olmaktan ziyade dışlayıcı bir yapıya dönüşme riski taşıdığına dikkat çekti. Bilimin yalnızca bilgi üretmekle sınırlı bir alan olmadığını dile getirdi, günümüzde bilimden toplumun gerçek ihtiyaçlarına cevap veren, insan merkezli çözümler üretmesinin beklendiğini belirtti.

Bilimsel bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek zorundayız
TÜBA’nın ulusal bilim akademisi olarak sorumluluğunun bilimsel mükemmeliyeti teşvik etmenin ötesinde, bilimsel bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek olduğunu ifade eden Prof. Şeker, bu noktada kapsayıcılığın ikincil bir başlık değil, temel bir ilke olarak ele alınması gerektiğini söyledi. TÜBA’nın iNCLUSION Projesi’ne katılımının da bu anlayışın bir yansıması olduğunu belirten Prof. Şeker, bu sürecin üç temel taahhüt üzerine kurulduğunu kaydetti. Bunların başında bilim ile toplum arasında güçlü bir köprü kurmanın geldiğini, akademik bilginin kamu politikalarını, mesleki uygulamaları ve kültürel yönetişimi anlamlı biçimde beslemesi gerektiğini vurguladı. Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin ikinci temel başlık olduğunu belirten Prof. Şeker, kapsayıcılık, erişilebilirlik ve kültürel sürdürülebilirlik gibi küresel sorunların sınır ötesi iş birliği, ortak öğrenme ve karşılıklı güven olmadan çözülemeyeceğini ifade etti. Üçüncü başlıkta ise etik ve kapsayıcı bilgi üretiminin önemine değindi, bilimin evrensel insan haklarıyla uyumlu olması ve daha adil, dirençli ve kapsayıcı toplumlara katkı sunması gerektiğini dile getirdi. Konferans kapsamında gerçekleştirilen oturum ve panellerin yalnızca akademik bir bilgi paylaşımıyla sınırlı kalmadığını, yeni ortaklıkların kurulmasına, geleceğe dönük projelerin geliştirilmesine ve yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladığını söyledi. Prof. Dr. Şeker, konferansın düzenlenmesine katkı sunan proje ortaklarına, araştırmacılara, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, Boğaziçi Üniversitesi’ne ev sahipliği için, Türkiye Ulusal Ajansı’na ise kapsayıcılığı ve ortak kültürel değerleri önceleyen girişimlere verdiği destek için teşekkür etti.

Rektör İnci ise üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, toplumsal kapsayıcılığı güçlendiren mekânlar olduğuna vurgu yaparak, kültürel miras çalışmalarında erişilebilirlik ve evrensel tasarım ilkelerinin önemine dikkat çekti. Boğaziçi Üniversitesi olarak, TÜBA ile iş birliği içinde, toplumsal etkisi yüksek 'kapsayıcılık' konusunu ele almanın onur verici olduğunu söyledi.

Kapsayıcılık, varılan bir nokta değil, sürekli öğrenme ve gelişme gerektiren bir yolculuk
“Konferansın teması olan 'Kültürel Miras Sektöründe Kapsayıcılık', bizleri miras kavramına daha geniş bir perspektiften bakmaya davet ediyor. Kültürel miras alanlarını sadece fiziksel olarak korumak yeterli değildir; asıl mesele, bu mirası toplumun her kesimi için erişilebilir ve anlamlı kılmaktır. Bugünkü programda yer alan 'Genel Oturum' başlıklarından birinde de ifade edildiği gibi, hedefimiz sadece 'Erişim' sağlamak değil, erişim yoluyla bireyleri 'Güçlendirmek' olmalıdır. Programda ele alınan konuların derinliği çok değerli. Sadece rampalardan veya asansörlerden bahsetmiyoruz; duyusal ve bilişsel erişilebilirlikten, işitme ve görme özel gereksinimli bireyler için kapsayıcı deneyimlerden ve otizm odaklı miras uygulamalarından bahsediyoruz. Bir bilim insanı olarak, oturumlarda teknolojiye verilen ağırlığı görmekten özellikle memnuniyet duydum. Yapay zeka, dijital miras ve oyunlaştırma (gamification) gibi başlıklar, fen bilimleri ile sosyal bilimlerin kesişim noktasında nasıl harikalar yaratabileceğinin bir göstergesidir.” dedi.

Müzelerde özel gereksinimli izleyiciler için yapay zeka (AI) destekli deneyimler tasarlamak veya metaverse üzerinden sanal erişim imkanları sunmanın, kültürel hazineleri evrenselleştiren adımlar olduğunu ifade etti. Galway'den Torino'ya, Massachusetts'ten Türkiye’nin değerli üniversitelerine kadar pek çok farklı kurumdan gelen uzmanların bu yenilikleri tartışması bu etkinliğin değerini daha da artırdığını dile getirdi.

Kapsayıcılığın, varılan bir nokta değil, sürekli öğrenme ve gelişme gerektiren bir yolculuk olduğuna vurgu yapan Prof. İnci müzelerde evrensel tasarımdan kapsayıcı eğitim politikalarına kadar yapılacak tartışmaların, daha adil bir kültür ortamı için somut adımlara dönüşeceğine inancının tam olduğunu belirtti.

Gün boyu süren programda açılış ve kapanış oturumları ile anahtar konuşmaların yanı sıra 12 paralel panel olmak üzere toplam 15 oturum gerçekleştirildi. Yüz yüze ve çevrim içi olarak düzenlenen oturumlarda, 20’yi aşkın ülkeden 120’den fazla akademisyen, uzman ve uygulayıcı sunum yaptı.

Konuşmalarda kültürel miras ve turizm alanında kapsayıcılık söylemleri, erişilebilirliğin etik ve toplumsal boyutları, teknoloji temelli dönüşüm süreçleri ve güçlendirme odaklı yaklaşımlar ele alındı. Konuşmacılar, kültürel mirasa erişimin yalnızca fiziksel düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini, duyusal, bilişsel ve dijital erişilebilirliğin birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Konferans boyunca gerçekleştirilen panellerde; kapsayıcı eğitim yaklaşımları, işitme ve görme engelli bireyler için müze ve sergi deneyimleri, çocuklar, gençler ve otizm merkezli geliştirilen kültürel miras uygulamaları, dijital miras, oyunlaştırma, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin kültürel mirasla ilişkisi ayrıntılandırıldı. Ayrıca evrensel tasarım ilkeleri çerçevesinde müzelerde erişilebilirlik, katılımcı ve topluluk temelli miras pratikleri, kapsayıcı turizm, sürdürülebilir kalkınma ve kültür politikaları üzerine uluslararası örnekler ve saha deneyimleri paylaşıldı. Akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından sunulan bildirilerde, devam eden araştırmalar, Erasmus+ ve benzeri uluslararası projeler ile farklı ülkelerde hayata geçirilen uygulama örnekleri değerlendirildi. Yapay zekâ destekli dijital araçlar, sanal gerçeklik uygulamaları ve çok duyulu sergileme tekniklerinin kültürel miras alanında kapsayıcılığı artırma potansiyeli özellikle vurgulandı.

Konferans, kapanış oturumunda yapılan genel değerlendirmelerin ardından sona ererken, kültürel miras alanında kapsayıcılığın güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliğinin artırılmasına yönelik öneriler üzerinde duruldu.